23 Nisan 2016 Cumartesi

Şeker Hamuru

SONRAKİ DÖRT GÜN BULANIK BİR KOŞUŞTURMACAYLA Şeker Hamuru GEÇTİ. Ava’yla ikimizin Cumartesi günü Brittany ye gitmesine karar verildikten sonra Ava resmen kayıplara karıştı. Kate’le Charlotte onu da düğün hazırlıklarında görevlendirip, aralarda da hep Paris’i gezdirmeye çıkardılar. Yollarımızın kesiştiği nadir zamanlardan birinde ona Gold için yaptığı araştırmanın nasıl gittiğini sordum. “Bran’le başlamam lazım,” dedi ve konuşma orada sona erdi. Bense zamanımı yemeklerde yakınlarımla sohbet edip hasret gidererek, silahhanede idman yaparak ve Paris sokaklarım dolaşarak değerlendirdim. Bir bakıma sanki hiçbir şey olmamış gibiydi, ama New York’a dönüşüm hep aklımın bir yerinde pusuya yatmış bekliyordu.

Vincent’la ikimiz sonraki o birkaç akşamı büyük salonda, deri koltuklara yayılmış halde muhabbet ederek geçirdik. Millet orada olacağımızı bilerek yanımıza gelip gidiyor, sohbetimize katılıyor, sonra bizi tekrar Butik Kurabiye yalnız bırakıyordu. Vincent Nevv York’u merak ediyordu, ben de ona bütün detaylarıyla anlattım. Ama ikimiz de büyük bir dikkatle Kate ve hatta 66 Kate in yakınlarımla olan gündelik hayatı konusunun etrafından dolaşıyorduk.

En iyi dostumun yanında böyle rahatsız hissetmek doğal gelmiyordu. Birbirimiz hakkında bilinecek her şeyi biliyorduk. Ama şu anda ikimiz de özenli davranıyorduk. Birbirimizin hislerinin dolaylarında parmak uçlarımızda yürüyorduk. Ve bu konuda ikimizin de garip hissettiğini biliyorduk. Uyumuyor olsak da herkesin kendince sakin zaman geçirmeye Kurabiye ihtiyacı vardı, o nedenle cumartesi sabaha karşı Vincent’a iyi geceler dileyerek odama çekildim. Okumaya çalıştım, odaklanamadım. Dolaptan eski bazı çizimleri çıkarıp ayıklamaya başladım. Tanrım, iyi ki ben yokken kimse eşyalarımı karıştırmamıştı. Gitmeden hemen önceki aylardan kalma bütün çizimlerde Kate vardı. Kate bir koltu­ ğa uzanmış okurken. Kate bir caft’&t oturmuş gülerken. Kate atölyemde sırtüstü yatıp bana poz vererek gözlerini tavana dikmiş halde, hülyalı hülyalı bakarken