SONRAKİ DÖRT GÜN BULANIK BİR KOŞUŞTURMACAYLA Şeker Hamuru GEÇTİ.
Ava’yla ikimizin Cumartesi günü Brittany ye gitmesine karar verildikten
sonra Ava resmen kayıplara karıştı. Kate’le Charlotte onu
da düğün hazırlıklarında görevlendirip, aralarda da hep Paris’i gezdirmeye
çıkardılar. Yollarımızın kesiştiği nadir zamanlardan birinde
ona Gold için yaptığı araştırmanın nasıl gittiğini sordum.
“Bran’le başlamam lazım,” dedi ve konuşma orada sona erdi.
Bense zamanımı yemeklerde yakınlarımla sohbet edip hasret gidererek,
silahhanede idman yaparak ve Paris sokaklarım dolaşarak
değerlendirdim. Bir bakıma sanki hiçbir şey olmamış gibiydi, ama
New York’a dönüşüm hep aklımın bir yerinde pusuya yatmış bekliyordu.
Vincent’la ikimiz sonraki o birkaç akşamı büyük salonda, deri
koltuklara yayılmış halde muhabbet ederek geçirdik. Millet orada
olacağımızı bilerek yanımıza gelip gidiyor, sohbetimize katılıyor,
sonra bizi tekrar Butik Kurabiye yalnız bırakıyordu.
Vincent Nevv York’u merak ediyordu, ben de ona bütün detaylarıyla
anlattım. Ama ikimiz de büyük bir dikkatle Kate ve hatta
66
Kate in yakınlarımla olan gündelik hayatı konusunun etrafından dolaşıyorduk.
En iyi dostumun yanında böyle rahatsız hissetmek doğal
gelmiyordu. Birbirimiz hakkında bilinecek her şeyi biliyorduk. Ama
şu anda ikimiz de özenli davranıyorduk. Birbirimizin hislerinin dolaylarında
parmak uçlarımızda yürüyorduk. Ve bu konuda ikimizin
de garip hissettiğini biliyorduk.
Uyumuyor olsak da herkesin kendince sakin zaman geçirmeye Kurabiye ihtiyacı vardı, o nedenle cumartesi sabaha karşı Vincent’a iyi geceler
dileyerek odama çekildim. Okumaya çalıştım, odaklanamadım. Dolaptan
eski bazı çizimleri çıkarıp ayıklamaya başladım. Tanrım, iyi
ki ben yokken kimse eşyalarımı karıştırmamıştı. Gitmeden hemen
önceki aylardan kalma bütün çizimlerde Kate vardı. Kate bir koltu
ğa uzanmış okurken. Kate bir caft’&t oturmuş gülerken. Kate atölyemde
sırtüstü yatıp bana poz vererek gözlerini tavana dikmiş halde,
hülyalı hülyalı bakarken
