“Düğüne nereden baksanız iki hafta var,” dedim, içerisine dağ
gibi sandalye yığılı, yenice inşa edilmiş çardağı işaret ederek.
“Bir ay önce başladılar. Butik Kurabiye Dekorasyon konusunda asıl kafayı yemiş
olanlar Kate’le Gaspard, gerçi Gaspard gerçekte olduğu kadar heyecanlı
değilmiş gibi davranıyor ama sen ona bakma,” dedi Ambrose,
ışıklar saçan Charlotte’a sevdalı bir bakış atarak.
Ambrose’un sırtına vurdum. “Oğlum, senin adına öyle mutluyum
ki,” dedim, tüm kalbimle hissederek. Ambrose’la Charlotte aş
kı bulmuşlardı. Kurabiye Tıpkı Vincent’la Kate gibi. Bunu söyleyeceğim hiç
aklıma gelmezdi, ama onlar...onlar şanslı olanlardı.
Kapılar uçarak açıldı ve içeriden Jeanne kollarını iki yana açmış
vaziyette çıkarak dosdoğru bana geldi. uMon petit Jules,” dedi çığlık
çığlığa. “Geri döndün.”
“Sadece düğün için,” desem de onun o anaç kollarında erimekten
kendimi alamadım. Jeanne La Maisondaki tek insan var oluşuydu.
Ben
ilk geldiğimde evin kâhya kadını büyükannesiydi, sonra da annesi bize
kendi evladan gibi bakmıştı. Ama benim asıl kalbimi çalan Jeanne’di.
Ondan yarım yüzyıl büyük olsam da, bana hep bir anne olmuştu.
“Bir hoşça kal demeden gittin, Baby Shower” diye çıkıştı önce, ama sonra kolay
bir cevap bulamadığımı görünce, neden uzak kaldığımı tam olarak
bildiğini belli eden bir acıma duygusuyla baktı bana. Muhtemelen
sebebi zaten en başından beri biliyordu.
Sesini alçalttı, gerçi kimsenin dinlediği yoktu ya neyse. “Onu
bir iki iş halletsin diye dışarı gönderdim. Böylece onu görmek zorunda
kalmadan önce bir yerleşir, kendine gelirsin,” dedi, sırrını teslim
edercesine .
http://www.sirinkurabiye.com