Butik Kurabiye
ODAMA GİRMEK, ZAMANDA GERİYE YOLCULUK YAPMAK GİBİYDİ.
Sanki beni buradan kaçırtıp uzaklaştıracak hiçbir şey olmamıştı. Çalışma
alanımdaki kâğıt ve mürekkep kokusunu içime çekince evimi
ne kadar özlediğimi fark ettim.
Butik Kurabiye Parmak uçlarımı çizim masamın üzerinde
gezdirirken, yakınlarımı ne çok sevdiğimi anladım.
Kurabiye
Ben buraya
aittim. New York’a değil. Bana neler oluyor böyle? diye düşünerek,
tavan arasındaki odamın ortasında duran eski kanepeme uzandım.
Kate’le olan durum beni bütün bunlardan uzak tutmaya yetecek kadar
travmatik değildi herhalde.
Kurabiye Zihnim dalıp gittikçe rahatlamaya
başladım, bu tanıdık ortamın güvenilirliğinde bir koza gibi sarmalandığımı
hissediyordum.
Sonra kapı tıklatıldı, içeri o girdi. Ve bütün o düşünceler ani ve
keskin bir rüzgârla kaybolan duman gibi uçup gitti, katıksız bir acı
gelip göğsümün orta yerinden vurdu.
Göz kamaştırıyordu. Artık ölüp canlandığı için görünüşüne
vahşi bir hava da gelmişti.
Şeker Hamuru Kurabiye
Bütün bardialarda olan, insanları cezbeden
ve hayatlarını bizim ellerimize teslim etmelerini sağlayan o gö
rüntü. Bu aslında ölüm korkusunun hiç olmamasıydı.
Şeker hamuru kurabiye Yok edilme
57
mizin hemen hemen imkânsız olduğunu bilmekten ileri gelen bir
pervasızlıktı. Ve Kate’in doğal sevimliliğini yabani bir güzelliğe çevirmişti.
Etrafını saran altın bardia aurası bu etkiyi iyice artırıyorken
kalbimin başka şansı kalmamıştı. Bir kez daha kaybolmuştum.
“Davetsiz misafir gibi geldiğim için affedersin,” dedi. Sesi hiç de
ğişmemişti; işte yine tanıdığım Kateti.