23 Nisan 2016 Cumartesi

Butik Kurabiye

Butik Kurabiye

ODAMA GİRMEK, ZAMANDA GERİYE YOLCULUK YAPMAK GİBİYDİ. Sanki beni buradan kaçırtıp uzaklaştıracak hiçbir şey olmamıştı. Çalışma alanımdaki kâğıt ve mürekkep kokusunu içime çekince evimi ne kadar özlediğimi fark ettim. Butik Kurabiye Parmak uçlarımı çizim masamın üzerinde gezdirirken, yakınlarımı ne çok sevdiğimi anladım.

Kurabiye

Ben buraya aittim. New York’a değil. Bana neler oluyor böyle? diye düşünerek, tavan arasındaki odamın ortasında duran eski kanepeme uzandım. Kate’le olan durum beni bütün bunlardan uzak tutmaya yetecek kadar travmatik değildi herhalde. Kurabiye Zihnim dalıp gittikçe rahatlamaya başladım, bu tanıdık ortamın güvenilirliğinde bir koza gibi sarmalandığımı hissediyordum. Sonra kapı tıklatıldı, içeri o girdi. Ve bütün o düşünceler ani ve keskin bir rüzgârla kaybolan duman gibi uçup gitti, katıksız bir acı gelip göğsümün orta yerinden vurdu. Göz kamaştırıyordu. Artık ölüp canlandığı için görünüşüne vahşi bir hava da gelmişti.

Şeker Hamuru Kurabiye

Bütün bardialarda olan, insanları cezbeden ve hayatlarını bizim ellerimize teslim etmelerini sağlayan o gö­ rüntü. Bu aslında ölüm korkusunun hiç olmamasıydı. Şeker hamuru kurabiye Yok edilme­ 57 mizin hemen hemen imkânsız olduğunu bilmekten ileri gelen bir pervasızlıktı. Ve Kate’in doğal sevimliliğini yabani bir güzelliğe çevirmişti. Etrafını saran altın bardia aurası bu etkiyi iyice artırıyorken kalbimin başka şansı kalmamıştı. Bir kez daha kaybolmuştum. “Davetsiz misafir gibi geldiğim için affedersin,” dedi. Sesi hiç de­ ğişmemişti; işte yine tanıdığım Kateti.