23 Nisan 2016 Cumartesi

Şeker Hamuru Kurabiyeleri

Bir çizim defteriyle karakalem alıp ressam sehpamın üzerine koydum. Kimi çizecektim peki... Kate’i değildi. Faust’un suratının hatlarını karalamaya başladım. Butik Kurabiye Yakışıklı, kare çeneli. Derin çukurlu gözler, belirgin kaşlar. Farkında bile olmadığı içtenliğini düşününce gülümsedim. Doğal açıklığını. Sonra elmacık kemiklerine bir iki gölge, alnına da biraz beyaz ekledim, al işte karşımdaydı, kâğıdın içinden doğuvermişti.

Faustino Molirtaro: yufka yürekli bir kahraman. Tatmin olmuş bir şekilde sayfayı çevirip masanın arka tarafına attım ve sıfırdan başladım. Hiç düşünmeden çizmeye başlamıştım ve elim hareket ederken zihnim okyanusu geri aşıp kendime ev yaptığım o yabancı yere doğru sürüklendi. New York: Dilini konuştu­ ğum, ama henüz insanlarını anlayamadığım yer. Kurabiye Orası benim için hâlâ güzel bir gizemdi-insanların gündelik yaşantılarının ardında pusuya yatmış bekleyen tehlikeler; uyrukların, ırkların, dillerin, yemeklerin, kıyafederin, dinlerin baş döndürücü çeşitliliği...

dünyadaki her şey parıldayan tek bir şehrin içine sığacak şekilde yoğunlaştı­ rılmıştı sanki. New York’u çiziyordum, aklımdaki New York’tu, ama kâğıdın yüzeyinden bana bakan Ava’nın gözleriydi. Rengini henüz çözemediğim o egzotik gözler. Şeker Hamuru O gözlere yakından bakarsam, don yanığı olmaktan korktuğum için galiba. Çıkık elmacık kemikleri. Bakır kahverengi bir pastel boya alıp yüzüne fırçayla dağıttım. İçeriden ışıldı- yormuş gibi görünen o sıcacık-koyu ten. Kuş üzümü rengindeki o kıvrımlı dudaklar.